Remeron

22-Yardım anlayışı

Yardım anlayışı savaş anlayışına dönüşen bir dünyada yaşıyoruz

Eskiden birisinin yardıma ihtiyacı olduğunda yardim için dostları koşarlardı. şimdi ise düşmanları koşuyorlar ne garip bir dünyada yaşıyoruz. her şey birbiriyle çelişkili. Artık dünyayı bile anlamaz olduk.
eğer şimdi dost yerine düşman yardıma koşuyorsa. birkaç yıl sonrada sözcüklerde yardim yerine savaş kelimesiyle karşılaştığınızda hiç şaşırmayın. kelime değişikliğ de normal olacaktır.
Amerika’nın Irak’a ettiği yardim gibi mesela!!
Kafanız karışmasın bir düşman yardımı da ancak bu kadar olabilir.düşmanın verdiği hürriyet ve özgürlük de bunu fazlası olamaz zaten. Bunları yakından görüp yaşayan yardım kelimesinin savaşa dönüşünü de iyi anlar.
geçtiğimiz günlerde haberlerde duyduğumuz savaş haberleri hepimizi sarstı.
İsrail’in Lübnan’a açtığı gereksiz ve uygunsuz savaş hepimizin içinde bir korku ,acı ve bir umutsuzluk uyandırdı.
Bir kez daha dünyamızın hali ne olacak.çocuklarımız istemeden nereye sürükleniyor diye düşündürdü.
Şu an düşündüğümüz de hangimiz bir Lübnanlı olmayı isterdik?
Sevdiklerimizin iyi yaşamaları için bu kadar çabalarken birden bire kapıya bir savaş kornası çalınsaydı ne yapardık acaba?
Savaş kelimesi bile korkutucuyken birde onu yaşayanların halini düşüne biliyor musunuz?. Bundan kötüsü var mı ki? hiç bir etkimizin olmadığı siyasi bir harekete kurban olmaktan daha büyük bir haksizlik olamaz.ölümü hiç düşünmek istemezken,mutluluk peşinde daldan dala konarken,ölümün bir masal olduğunu düşünürken yardım adıyla günahsız insanlara savaş açarak ölümün en çirkin halini gözler önüne serilmesi dünyanın en gaddar ve en acımasız haksizliğini değil midir?
Ben İran ve Irak savaşını yakından izleyen biri olarak.savaşın tadını sizlere söyleyemeyeceğim çünkü acısı kelimelere anlatmayacak kadar zordur.ama rengini tarif edebilirim:simsiyah bir rengi vardır öyle bir siyahlık ve karanlık ki bitişinden sonra da seneler sonra bile insani o karanlıklarda yaşamaya mahkum edecek kadar büyük bir zulmettir.
savaşan taraflarına ayni gözle bakılmadığını da bilirim tarih boyu bir taraf her zaman mütecaviz diğeri ise zulme mağdur kalan yani mazlum olarak adlandırılır.
Ama ne olursa olsun savaş dünyanın en kötü olayı olsa gerek.
Doğal afetler de zaman zaman binlerce insani evsiz bırakıp canları yakıyor fakat savaşın verdiği o her an korku, eziklik ve zulüm duygusu ömür boyu insanin bir parçası haline gelmeyi başarıyor.
Tek kelimeyle İNSANLİĞİ yağmalayan tek olay SAVAŞAdır.

Parçalanmış bedenlerden, evsiz kalıp bir kumaştan kendilerine sığınak yapanlardan, açlıktan gıda dağıtan arabaların peşinde koşan çocuklardan ve uçurumun ucunda umutsuzca yaralı bebeğini kucaklayan kadınlardan, haykırış içinde evlatlarının bedenini kendi eleriyle toprağa veren anne babalardan söz etmek istemiyorum. çünkü bu acıları bu sayfalara sığdırmak mümkün değil.
Bu zulümleri hangi millet hak eder?
Siyasetçilerin birbirleriyle sorunlarını ve anlaşmazlıklarını neden hep sivil insanlar ödemek zorunda.
Bu nedensiz savaşlar yüzünden neden suçsuz insanlar yılarca gelişmelerden uzak geçmişlerinde yaşamak zorunda bırakılıyorlar?

İsrail eğer gücünü dünyaya haykırmak istiyorsa?! Amerika doymaz bitmez çirkin hedeflerine ulaşmak için İsrail’i kullanarak Lübnan’a saldırmasını sağlıyorsa!? Amerika ve İsrail iş birliği yaparak başka ülkeleri kışkırtmak amacıyla Lübnan’a savaş açıyorsa?
Bu karanlıkları bilmeyen çocukların suçu ne peki?!
Hayatta sadece kuru bir ekmeğe kanı olup problemsiz yaşamaya devam etmek isteyen insanları kurban etmek nasıl bir anlayış?
İnsanlar için bu karanlık olayın kazanan ve kaybeden tarafı yok .çünkü onlar için savaştan tek kalan duygu acı dolu anılar. Ve tek kalan miras ise ürkütücü hatıralar, patlamış bombaların ve füzelerin parçaları, parçalanmış bedenlerin kime ayıt olduğunu düşündüren ürpertici psikolojik ezikliği, harabeler, yoksulluk, ve kullanılmış vatan severliğin duygusunu koleksiyonu.
Eminim her kes şunu söylemek ister “ bizim kendi ülkemizin dertleriyle baş başa bırakın onlarla boğuşmak bizlere yeterde artar. Bizi RAHAT bırakın”

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.